Çıkartma ve ödül yerine: İçsel motivasyonu destekleyen ev dili
Çıkartma tabloları ve "aferin" neden beklenen etkiyi yapmayabilir? Araştırmalar ne diyor ve evde ödül yerine hangi cümleler kurulabilir?
Buzdolabının kapağında bir çıkartma tablosu, her dolan satırın sonunda küçük bir hediye. Pek çok evde tanıdık bir görüntüdür ve arkasında iyi bir niyet vardır: Çocuğu cesaretlendirmek, iyi bir alışkanlık kazandırmak. Bu yazıda ödüllerin neden beklenen etkiyi yapmayabileceğini ve evde onların yerine nasıl bir dil kurulabileceğini anlatıyoruz.
İçsel ve dışsal motivasyon ne demek?
İçsel motivasyon, bir işi o işin kendisinden aldığımız doyum için yapmaktır: Bir yapbozu merak ettiğimiz için bitirmek, bir çiçeği büyüdüğünü görmek istediğimiz için sulamak. Dışsal motivasyon ise işi, işin dışındaki bir sonuç için yapmaktır: Çıkartma, şeker, ekran süresi ya da bir cezadan kaçınmak.
Küçük çocuklar içsel motivasyonla doludur. Bir bebek yürümeyi bir ödül kazanmak için öğrenmez; düşe kalka, defalarca dener. Asıl soru, bu doğal isteği nasıl koruyacağımızdır.
Araştırmalar ödüller hakkında ne söylüyor?
Psikolog Edward Deci ve arkadaşlarının 1999'da yayımladığı geniş kapsamlı inceleme, dışsal ödüllerin içsel motivasyona etkisini araştıran 128 çalışmayı bir araya getirdi. Sonuçlara göre önceden vaat edilen somut ödüller, kişinin o işi ödül olmadan kendi isteğiyle yapma eğilimini azalttı. Bu olumsuz etki, üniversite öğrencilerine göre çocuklarda daha belirgindi.
Aynı inceleme, olumlu sözel geri bildirimin üniversite öğrencilerinde ilgiyi artırdığını, çocuklarda ise anlamlı bir etki yaratmadığını da gösterdi. Yani "aferin" zararsız görünse de, küçük çocuklar için beklediğimiz desteği sağlamayabilir.
Türkiye'de de ödül ve övgü, iyi niyetli ve yaygın bir alışkanlıktır. Kurşun ve Şen'in (2024) özel okul öncesi kurumlarındaki öğretmenlerle yaptığı görüşmelerde, öğretmenlerin çoğu pekiştirmeyi çocukları motive etmenin bir yolu olarak gördü ve en sık kullanılan biçim sözel övgüydü. Bu yüzden ev dilini değiştirmek, kendimizi eleştirmek değil, alıştığımız bir yolu yeniden düşünmektir.
Uzman ne diyor
Virginia Üniversitesi'nden psikolog Angeline Lillard, Montessori eğitimini öz belirleme kuramıyla ilişkilendirir. Bu kurama göre insanın üç temel ihtiyacı vardır: kendi seçimlerini yapabilmek (özerklik), bir işi başarabildiğini hissetmek (yeterlik) ve başkalarıyla bağ kurmak (ilişkililik). Lillard, dışsal ödüllerin kişinin kendi isteğiyle hareket etme duygusunu zayıflatabildiğini ve Montessori sınıflarında not verilmemesini, materyallerin çocuğa hatasını kendisinin göstermesini bu ihtiyaçlarla birlikte ele alır.
Maria Montessori de ödülleri ve dışarıdan verilen cezaları sınıflarından kaldırmıştı. The Montessori Method kitabının disiplin bölümünde, özgürlük içinde disipline kavuşan çocuğun asıl ödülü kendi gücünün ve bağımsızlığının gelişmesinde bulduğunu yazar. Türkçe kaynaklarda da Montessori yaklaşımının temel ilkeleri arasında "dışsal ödül yok" ilkesi sayılır; Danişman'ın (2012) derlemesi, bir etkinlik için verilen dışsal ödüllerin, ödül kalktığında o etkinliğe olan isteği olumsuz etkileyebildiğini aktarır.
Ödül dilinden tarif diline: Cümle örnekleri
Ödülsüz bir ev dili, çocuğu fark etmemek anlamına gelmez. Değişen, neyi fark ettiğimiz ve bunu nasıl söylediğimizdir. Birkaç örnek:
- "Aferin, çok güzel olmuş" yerine: "Bütün bardakları rafa dizmişsin. Kulpları da aynı tarafa bakıyor."
- "Odanı toplarsan çıkartma alacaksın" yerine: "Kitaplar rafa, kalemler kutuya. Hangisinden başlamak istersin?"
- "Sen çok akıllı bir çocuksun" yerine: "Bu yapbozu bitirene kadar birçok parçayı denedin."
- "Bak, ablan ne güzel boyamış" yerine: "Sen de boyamak istersen kâğıt masanın üstünde."
- "Ne kadar yardımseversin" yerine: "Masayı sen kurduğun için hepimiz hemen oturabildik. Teşekkür ederim."
- "Bu resim çok güzel" yerine: "Bana resmini anlatır mısın?" ya da "Sen ne düşünüyorsun, nasıl olmuş?"
Bu cümlelerin ortak noktası şudur: Değerlendirmeyi yetişkinden alıp çocuğa geri verir. Çocuk "Annem beğendi mi?" diye değil, "Ben ne yaptım, nasıl oldu?" diye düşünmeye başlar.
Ödülleri tamamen mi bırakmalıyım?
Her sevinç paylaşımı bir ödül değildir. Bir işi birlikte bitirdiğinizde gülümsemek, teşekkür etmek ya da bir başarıyı birlikte kutlamak ilişkinin doğal parçalarıdır. Dikkat edilmesi gereken, bunların bir davranışa koşul olarak bağlanması ve önceden vaat edilmesidir.
Bir çıkartma tablosunu bırakmaya karar verdiyseniz, bunu bir cezalandırma gibi değil, ailecek yeni bir düzene geçiş gibi sunabilirsiniz. Ödülün yerini boş bırakmayın: Birlikte yapmak, net ve tutarlı bir günlük düzen ve çocuğun yaptığı işin sonucunu görebileceği fırsatlar bu boşluğu doldurur. Kendi sofrasını kuran, kendi bitkisini sulayan çocuk, işin karşılığını işin kendisinde görür.
Aynı düşünce cezalar için de geçerlidir. Montessori, ödüllerle birlikte dışarıdan verilen cezaları da sınıflarından kaldırmıştı. Evde bunun karşılığı, bir davranışın doğal sonucunu cezadan ayırmaktır. Dökülen suyu silmek bir ceza değil, işin bir parçasıdır; "Sildikten sonra yeniden doldurabilirsin" demek, çocuğa hem sorumluluk hem de yeniden deneme imkânı verir. Sınır koymak ise başka bir konudur ve ödülsüz bir evde de net sınırlar vardır.
Son olarak kendi dilinizi gözlemeyi deneyin. Bir gün içinde kaç kez "aferin" dediğinizi, kaç kez bir şeyi koşula bağladığınızı fark etmek, değişimin ilk adımıdır. Alışkanlıklar bir anda değişmez; her gün bir iki cümleyi dönüştürmek yeterlidir.
Sık sorulan sorular
Çocuğumu hiç övmeyecek miyim?
Sevincinizi paylaşmak, teşekkür etmek ve çocuğunuzla birlikte bir şeyin tadını çıkarmak doğaldır. Sorun, övgünün her davranışın arkasından gelen bir ödüle ya da çocuğun kişiliğine yapıştırılan bir etikete dönüşmesidir. Genel bir "aferin" yerine gördüğünüzü tarif etmek, çocuğa daha fazla bilgi verir.
Uzun süredir çıkartma tablosu kullanıyoruz, birden kaldırırsam ne olur?
Çocuk bir süre ödülü sorabilir; bu beklenen bir tepkidir. Tabloyu sessizce ortadan kaldırmak yerine, "Artık çıkartma yerine yaptıklarımızı birlikte konuşacağız" diyerek kısa bir açıklama yapabilirsiniz. Yeni dili tutarlı biçimde kullandığınızda ödül sorusu genellikle azalır.
Büyükanne ve büyükbaba sık sık hediye alıyor, bu da ödül mü?
Koşulsuz verilen bir hediye ile "şunu yaparsan alırım" diye sunulan bir ödül farklıdır. Asıl dikkat edilmesi gereken, hediyenin bir davranışa bağlanmasıdır. Aile büyüklerinizle bu farkı nazikçe konuşabilirsiniz.
Ödülü kaldırırsam çocuğum hiçbir şey yapmak istemez mi?
Çocuklar zaten yapabildikleri şeyleri göstermekten, bir işi bitirmekten ve aileye katkıda bulunmaktan doyum alır. Ödülden vazgeçmek, çocuğu yalnız bırakmak demek değildir; onun yerine birlikte yapmak, net bir düzen ve işin kendisini fark ettiren bir dil gelir.
Kaynaklar
Bu yazı aşağıdaki yurt dışı ve yurt içi kaynaklardan yararlanılarak, kendi cümlelerimizle hazırlandı.
- Deci, E. L., Koestner, R. ve Ryan, R. M. (1999). A Meta-Analytic Review of Experiments Examining the Effects of Extrinsic Rewards on Intrinsic Motivation. Psychological Bulletin, 125(6), 627–668İngilizce
- Lillard, A. S. (2019). Shunned and Admired: Montessori, Self-Determination, and a Case for Radical School Reform. Educational Psychology Review, 31, 939–965İngilizce
- Maria Montessori — The Montessori Method (1912), 5. bölüm: Discipline, Project Gutenbergİngilizce
- Danişman, Ş. (2012). Montessori Yaklaşımına Genel Bir Bakış ve Eğitim Ortamının Düzenlenmesi. Eğitimde Politika Analizi, 1(2), 85–113Türkçe
- Kurşun, A. ve Şen, F. N. (2024). Okul Öncesi Öğretmenlerinin Görüş ve Uygulamalarının İncelenmesi: Pekiştirme ve Cezalandırma Yaklaşımlarının Analizi. Humanistic Perspective, 6(1), 59–82Türkçe
Bu konuda aklına takılan bir şey mi var?
Topluluğa sor; ekibimiz ve deneyimli üyeler cevaplasın. Kendi deneyimini paylaşmak da başkalarına yol gösterir.